Basına ve Kamuoyuna,
12 Eylül kalıntısı YÖK'ün, sermayenin ve neo-liberal rüzgârın kıskacı altındaki üniversiteler bilimsel ve toplumsal niteliğinden giderek daha da uzaklaşmaktadır. Eğitim artık doğrudan piyasanın bir alanı olarak görülmekte, harçlardan başlayarak eğitimin bütün kademeleri paralılaştırılmaktadır. Üniversiteler piyasanın bir aktörü haline gelirken, öğrenciler de müşteri haline getirilmektedir. Hakkını aramayan, söylenenlere biat eden insan profilleri oluşturulmaya çalışılmakta; hakkını arayan, tepkilerini demokratik yollardan dile getirmeye çalışan öğrenciler hakkında soruşturmalar açılmakta, okuldan "süreli" veya "süresiz" şekilde uzaklaştırılmaktadır.
Her geçen gün daha da artmakta olan baskı ve şiddet politikalarıyla güç odakları, öğrencilerin yaşam alanlarına ipotek koymaya devam etmektedir. Öğrenciler üzerinde yürütülen soruşturmalar, uzaklaştırmalar, gözaltı ve tutuklamalar bu çirkin baskı yöntemlerinin pratik yansımalarından ibarettir. Bizler, üzerinde yaşadığımız bu toprakların farklı coğrafyalarından bir araya gelen üniversite öğrencileri, bu baskıların ortak hedefiyiz ve bilmekteyiz ki, bu çirkin baskıları uygulayanları n niyetleri de ortaktır. Bu ortak niyetleri doğrultusunda YÖK, Medya, Polis şer eksenine bir de faşist yapılanmalar eklemlenmekte ve öğrenciler bu kirli cephenin karşısına konulmaktadır.
Bu baskılar doğrultusunda son dönemde yaşanan olaylar saymakla bitmeyecek türdendir:
Sadece 2009 yılında gösterilere katıldıkları gerekçesiyle Ağır Ceza Mahkemelerinde 42 davada yargılanan 177 çocuğa 772 YIL 2 AY 26 GÜN HAPİS CEZASI verilmiştir. Görülmektedir ki, zihniyet kendini daha ilkokul çağındaki çocuklara dahi dayatmakta sonuçları ise üniversite sıralarındaki bizlere kar kalmaktadır.
Siyasi mücadele zeminini ortadan kaldırmak adına KCK operasyonları dedikleri ve niyeti bizce aşikar yıldırma politikaları sonucunda, bir çok üniversitede Kürt öğrencilere yönelik baskılar artmıştır. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde okuyan 55’in üzerinde öğrenci adı geçen operasyonlar nedeniyle gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır. Bu hafta içerisinde, içlerinde 16. Sosyoloji Öğrencileri Kongresi’nin düzenleyicilerinin de yer aldığı Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğrenci Derneği (YÖDER) üyesi 21 arkadaşımız gözaltına alınmış, 8’i mahkemeye çıkarılmak üzere alıkonulmuştur.
Diyarbakır’da Dicle Üniversitesi'nde düzenlenen "Bahar Şenliği"ni engellemek istedikleri gerekçesiyle gözaltına alınan 104 öğrenciden 8'i tutuklanmıştır.
Kars Kafkas Üniversitesi’nden iki öğrenci çeşitli tarihlerde katıldıkları basın açıklaması ve etkinliklerde "yasa dışı slogan attıkları ve örgüt propagandası yaptıkları" gerekçesiyle tutuklanmıştır.
Muğla Üniversite öğrencileri arasında başlayan kavgada bir öğrencinin silahla ağır yaralanmasının ardından adliyeye sevk edilen 76 kişiden 6'sı tutuklanmış, öğrenciler “polise mukavemet göstermekle” suçlanmıştır. Savcılıkta ifadesi alınan 70 kişi ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır.
Tokat'ta 21 Mayıs günü Kürt öğrencilere yönelik başlayan ve 2 öğrencinin ağır yaralandığı saldırının etkileri devam ederken, öğrencilerin mağduriyetleri de gittikçe artmaktadır.
Sakarya gözaltına alınan 21 öğrenciden 4'ü Cumhuriyet Savcısının talimatı üzerine serbest bırakılırken 17 kişi Beşiktaş adliyesine sevk edilmiş, 7'si terör örgütü üyesi olmak suçundan tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi derslik girişine ‘Anadilde Eğitim İstiyoruz’ yazılı etiket yapıştırmak isteyen Kürt öğrenciler ile ülkücüler arasında yaşanan tartışma arbedeye dönüşmüş, polisin “müdahale” ettiği olayda 6 Kürt öğrenci gözaltına alınmıştır.
“Yine Afyon’da Kürt arkadaşlarımız faşistler tarafından sürekli tehdit edilmekte ve tacize uğramakta hatta evleri basılıp işkenceye uğramakta, benzer olaylar Antalya, Muğla, Denizli gibi şehirlerdeki üniversitelerde sürekli yaşanmakta, üniversite yöneticileri olaylara sessiz kalmakta hatta üstünü örtmeye çalışmaktadır. 2008 yılında Akdeniz Üniversitesi’nde öğrencilerin üzerine doğrultulan namlular, 2010 yılında Muğla'da Şerzan Kurt'u vurmaktadır. Ülkücülerce linç edilip, polis kurşunuyla öldürülen Şerzan Kurt arkadaşımız bu furyanın en son kurbanı olmuştur.”
Elbetteki öğrencilere yönelik baskılar sadece bu yönle sınırlı kalmamakta, örneğin Tekel eylemine katıldıkları gerekçesiyle Ankara’daki üniversitelerde öğrenciler sudan sebeplerle soruşturmalara uğramaktadır. Hacettepe Üniversitesi, TEKEL eylemine destek veren 20 öğrenciye 'siyasi faaliyet yapmak' iddiasıyla soruşturma açmıştır. Aralarında siyasal bilgiler okuyan öğrencilerin de bulunduğu gençleri, özel güvenlikle adım adım izleyen rektörlük, onları ailelerine mektupla şikâyet etmiştir. Son bir hafta içerisinde Hacettepe Üniversitesi rektörlüğü açtığı soruşturmalara ceza yağdırmaya başlamış; soruşturma açılan 70 öğrenciden yedisine birer dönem, iki öğrenciye birer yıl uzaklaştırma cezası verirken son sınıftaki bir öğrenciyi de okuldan atan rektörlük, bu cezaları öğrencilere tebliğ etmeyerek öğrencisine verdiği “değeri” de göstermiştir.
ODTÜ ve Hacettepe Üniversitesi'nde eş zamanlı olarak ulaşım zamlarını protesto eden 157 öğrenci gözaltına alınmıştır. Protesto için ODTÜ ve Hacettepe Üniversitesi'nde öğrenciler kampüs önlerindeki duraklarından otobüslere biletsiz binerek otobüsleri işgal eden öğrencilerin eylemlerini bastırmak için üniversitelere çevik kuvvet polisleri girmiş, Hacettepe Üniversitesi'nde otobüsün hareket etmemesi üzerine araçlardan inerek nizamiye kapısına yürüyen öğrenciler polis barikatıyla karşılaşmıştır. Hacettepe nizamiye kapısında polis tarafından 57 öğrenci gözaltına alınmıştır. Aynı saatlerde ODTÜ'de de 100 öğrenci otobüs işgali yapmış, otobüsün hareket etmemesi üzerine olay yerine polis gelerek örencilerin eylemine müdahale etmiştir. Polisin müdahalesinin ardından otobüs Yıldızevler Polis Merkezine götürülmüş, sonuç olarak otobüs zamlarını protesto eden öğrencilerden 157'si gözaltına alınmıştır.
Balıkesir’de artan yemek zamlarına karşı birçok öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilen “yemek yememek” şeklindeki içinde hiçbir şiddet unsuru olmayan protestonun ardından, bütçeleri zorlandığı için orada bulunan öğrenciler için soruşturma açılmıştır. Sürekli soruşturma ve gözaltılar nedeniyle, gerçek anlamda mücadele etmek ve destek vermek isteyen öğrencilerin de direnci kırılmaktadır. Bu metne Balıkesir Üniversitesi tarafından eklemeler yapılırken dahi üniversite içinde ‘yaftalanma’ kaygısı duyulması, baskının boyutlarını göstermektedir. Öğrencilerin ailelerine telefonlar açılarak ‘çocuğunuza sahip çıkın’ gibi nasihatler verilmesinin yanı sıra işin en vahim boyutlarından biri; ‘oğlunuz/kızınız hastanede yatıyor’ gibi asılsız haberlerle ailelerin endişelendirilerek korku politikalarını n üretilmesidir.
Ayrıca 12 Mart tarihinde Ankara Üniversitesi’nde "karşıt görüşlü öğrenciler arasında çıkan kavga" bahane edilerek bahçede bulunan ve polisin okula girmesine tepki gösteren 31 öğrenci gözaltına alınmıştır. Faşizm ellerinde satırlarla üniversite içinde kol gezerken; düşüncelerinden dolayı 8 öğrenci için keyfi bir şekilde okula alınmayacaklar listesi oluşturulmuştur. Kimlik kontrollerinde, konferans salonlarında, sınav girişlerinde öğrenciler özel güvenlik birimleri tarafından darp edilmekte; öğrenciler sürekli olarak “gözetleme kulelerinden” fişlenmekte, soruşturmalarla karşı karşıya gelmektedirler.
Sonuç olarak, özgür fikir platformu olması gereken üniversitelerin rektörlüklerinin bazı uygulamaları ilköğretim okullarını aratmamakta, her geçen gün bu yöndeki baskıların daha da arttığı üniversiteler, birer deney odası halini almakta ve öğrenci gençlik kıskaca alınmaktadır.
Bilinmelidir ki, belirtmiş olduğumuz bu olaylar, sadece son üç ay içinde yaşanmış olan ve hâlihazırda sürmekte olan olaylardır ve bilinmelidir ki biz üniversite öğrencileri bu zor zamanların farkında, neyin doğru ve neyin yanlış olduğunun ve kimin yanında olmamız gerektiğinin bilincindeyiz…
Birliktelik elbette ki bizleri güçlendirecek ve bu baskı ortamında bizlerin sesini duyuracak en önemli aracımızdır. Bu bilinçle; sonuçlarından kaygı duymadan bir arada olacağız ve arkadaşlarımızın yanında olmaktan vazgeçmeyeceğiz. Bu yıl 16. Sosyoloji Öğrencileri Kongresi’nde Van'da gerçekleştirdiğimiz bu ortaklık, gelişen tüm baskı ve yıldırmalara rağmen umuyoruz ki seneye de şu an tutuklu olan arkadaşlarımızın aramıza katılmasıyla güçlenecektir.
Bu umudumuz ve birlikteliğimize olan inançla…
Afyon Kocatepe Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Balıkesir Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi, Çanakkale Üniversitesi, Dicle Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Kars Kafkas Üniversitesi, Mersin Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Muğla Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi.
Sosyoloji Öğrencileri İnisiyatifi ve Sosyal Bilim Öğrencileri
http://www.internet ajans.com/ default.asp? NID=90696